Şubat 2012
26 gönderi
1 etiket
2 etiket
2 etiket
1 etiket
Sanem Hanım. Sanem. Evlen benimle Sanem. Kadınım ol benim. Yaşadığım tüm acıları, yaptığım tüm kötülükleri, pişmanlıklarımı, hatalarımı akla.
Başına çiçekten taçlar yapayım, sana şiirler yazayım, seni her gece masallar anlatarak uyutayım. Bazı akşamlar DVD’de film seyredelim seninle. Birlikte hüzünlenelim, birlikte gülelim.
Sanat galerileri gezelim. Sen benden daha çok anla modern...
1 etiket
Kamaşullah
İstanbul’da meşhur hamamlardan birine iki kadın turist gider ve burada tellaklardan biri hanımlardan biriyle epeyce ilgilenir.
Kadın bayağı rahatlamıştır ama tellağın peştemalı arasından sarkan penisinin üzerindeki dövmeye aklı fena halde takılmıştır “kamaşullah”
Başka bir İstanbul seyahatinde yine aynı hamama gidip öğrenmek ister ama adamı bulamaz.
Dayanamaz orda ki en eski...
1 etiket
1 etiket
tesirsiz parçalardan...
Başka her şey ihtimaldi gelirdin ya da gelmezdin olurdu ya da olmazdı severdin ya da sevmezdin ölürdüm ya da yaşardım ortasında ‘or not’ olan ‘to be’ ydi başka her şey başka her şey detaydı olurdu olmasa da olmamış olan her şey başka her şey komikti tuhaftı anlamsızdı sen vardın o sıra bir tek sen başka her şey saçmaydı..
Sen Aralığa duyarlısın kış dendi mi üşürsün Ben panik yaparım hemen...
Piç →
“piçler hakkında konuşmak, insanlara filmler ve haber bültenlerindeki felaket sahnelerini izlerken hissettiklerine benzeyen garip bir zevk verir. sözünü edebilecekleri konular tükendiğinde tanıdıkları piçlerin ne hale geldiklerini ve o hale nereden geldiklerini konuşurlar. çünkü sıfırdan hayatlarını yaratmış insanların hikayeleri kadar hayatlarından bir sıfır yaratmış olanlarınki de gösterişlidir....
Ocak 2012
16 gönderi
1 etiket
Sen ki..
Oturduğum yerden baktığımda, karşımda Ayasofya ile Sultanahmet Camii‘ni görüyorum. Biri, klasik Yunan ve Roma kültüründen süzülmüş Hıristiyan bir imparatorluğun, diğeri geniş bir coğrafyanın dört bir yanından izler taşıyan Müslüman bir imparatorluğun mabedi. Mirasçıları olduğumuz Doğu Roma ve Osmanlı İmparatorluklarının bize bıraktığı iki görkemli yapı. Bin beş yüz yıllık bir medeniyete...
Büyük bir ihtimalle ölmüştük Şehir kan kıyametti ayaklarımızda Gökyüzünü katlayıp bir köşeye koymuştuk Yıldızlar kaldırımlara dökülmüştü bütün Hamza bütün parmaklarını ortaya dökmüştü Yirmi yıldır cebinde biriktirdiği parmaklarını Hamza son şarkıyı kırka bölmüştü Doğrusu iyi idare etmiştik Doğrusu iyi haltetmiştik Yaşayanlar unutmuştu bizi Biz öldüğümüzle kalmıştık.
Cemal Süreyya
resimli
“ben sana yanarken şimdi sen kimbilir nerede üşüyorsun”
herşey yalandı / baştan ayağa yalan / hikayedendi kimliğim, kişiliğim, bütün hikayem / hikayeden/ tut ki deneysel bir çalışmaydı / tut ki acıklı bir romanın / estirik, serseri, açık alanda ahlaka mugayir karalamasıydı / mecburdum / ”sırtını gösterme! ” demişti anneannem
kalemitikit
“Hangi yalana inanacığını şaşırdıkça yalnızca inanmaya inanıyor insan ve hiç bir yalan kalmıyor sonunda herşeyin gerçek olduğundan başka”
haydar ergülen / keder gibi ödünç
“bir insan bez değiştirebilmeli, bir istilayı planlayabilmeli, dümen tutabilmeli, bir bina tasarlayabilmeli, bir sone yazabilmeli, muhasebe yapabilmeli, bir duvar yapabilmeli, kırık bir kemiği düzeltebilmeli, ölen birinin yakınını teselli edebilmeli, emir alabilmeli, emir verebilmeli, işbirliği yapabilmeli, tek başına hareket edebilmeli, denklem çözebilmeli, yeni bir problemi...
1 etiket
"Cumhurbaşkanı bile olabiliyorsunuz yahu, daha ne...
empati isteyen, “vah vah neler çekmişsiniz karşim” tesellisi bekleyen yok, sadece anlatılanlara kulak versek yetecek. murat çimen adlı kürt arkadaşın yazdığı duygusal entry (editsiz, aynen aktarıyorum)
Belki yanlış anlaşılacak ama anlatmak istediğimi anlayacak olanlar olduğuna inanıyorum.
Bugün 35 yaşında bir insan olarak, halen bana “neden anadilini bilmiyorsun” diyenlere...
1 etiket
Aralık 2011
4 gönderi
Kasım 2011
27 gönderi
Bir hikaye
Yunanistan’da küçük bir sahil kasabasına zengin bir turist gelir. Bir otele girer. Resepsiyona 300 euro bırakır ve yukarı çıkıp odalara bakmak istediğini söyler. Turist yukarı çıkınca, otel sahibi 300 euroyu alıp aceleyle kasaba koşar ve ona olan borcunu öder. Kasap, otelciden aldığı parayla çiftçiye gider. Ondan veresiye aldığı etin parasını öder.
Cebine 300 euroyu koyan çiftçi...
Yapma taç takan erkek, yapma...
absurdman:
Biz de o yollardan geçtik, biz ettik sen etme, yapma. Biliyorum saç uzatmak istiyorsun, biliyorum ne toka takılacak kadar uzun, ne de şekil verecek kadar kısa saç olan devreyi yaşıyorsun, ama sabret. İnan geçecek. Az kaldı, sık dişini, “kestirsem mi lan acaba ya, mal gibi oldum amk” diye düşünme, o saçlar kendini bi bulsun var ya of of, yardıracaksın.
Ama taç takma hacı, o tacı...