Ocak 2012
9 gönderi
herşey yalandı / baştan ayağa yalan / hikayedendi kimliğim, kişiliğim, bütün hikayem / hikayeden/ tut ki deneysel bir çalışmaydı / tut ki acıklı bir romanın / estirik, serseri, açık alanda ahlaka mugayir karalamasıydı / mecburdum / ”sırtını gösterme! ” demişti anneannem
kalemitikit
“Hangi yalana inanacığını şaşırdıkça yalnızca inanmaya inanıyor insan ve hiç bir yalan kalmıyor sonunda herşeyin gerçek olduğundan başka”
haydar ergülen / keder gibi ödünç
“bir insan bez değiştirebilmeli, bir istilayı planlayabilmeli, dümen tutabilmeli, bir bina tasarlayabilmeli, bir sone yazabilmeli, muhasebe yapabilmeli, bir duvar yapabilmeli, kırık bir kemiği düzeltebilmeli, ölen birinin yakınını teselli edebilmeli, emir alabilmeli, emir verebilmeli, işbirliği yapabilmeli, tek başına hareket edebilmeli, denklem çözebilmeli, yeni bir problemi...
1 etiket
"Cumhurbaşkanı bile olabiliyorsunuz yahu, daha ne...
empati isteyen, “vah vah neler çekmişsiniz karşim” tesellisi bekleyen yok, sadece anlatılanlara kulak versek yetecek. murat çimen adlı kürt arkadaşın yazdığı duygusal entry (editsiz, aynen aktarıyorum)
Belki yanlış anlaşılacak ama anlatmak istediğimi anlayacak olanlar olduğuna inanıyorum.
Bugün 35 yaşında bir insan olarak, halen bana “neden anadilini bilmiyorsun” diyenlere...
1 etiket
Aralık 2011
4 gönderi
Kasım 2011
27 gönderi
Bir hikaye
Yunanistan’da küçük bir sahil kasabasına zengin bir turist gelir. Bir otele girer. Resepsiyona 300 euro bırakır ve yukarı çıkıp odalara bakmak istediğini söyler. Turist yukarı çıkınca, otel sahibi 300 euroyu alıp aceleyle kasaba koşar ve ona olan borcunu öder. Kasap, otelciden aldığı parayla çiftçiye gider. Ondan veresiye aldığı etin parasını öder.
Cebine 300 euroyu koyan çiftçi...
Yapma taç takan erkek, yapma...
absurdman:
Biz de o yollardan geçtik, biz ettik sen etme, yapma. Biliyorum saç uzatmak istiyorsun, biliyorum ne toka takılacak kadar uzun, ne de şekil verecek kadar kısa saç olan devreyi yaşıyorsun, ama sabret. İnan geçecek. Az kaldı, sık dişini, “kestirsem mi lan acaba ya, mal gibi oldum amk” diye düşünme, o saçlar kendini bi bulsun var ya of of, yardıracaksın.
Ama taç takma hacı, o tacı...
temurleng şunu sordu: seninle ne sevişmek istiyorum ne de yüzünü görmek. klasik sorulardır eminim bunlar sana sorulan. ben sadece nasılsın demek istiyorum. cidden ne asılsın. aslın nedir. hayatın boktan mı, sümüğünü duvara yapıştırır mısın, yada kaktüs sever misin mesela.
9 etiket
4 kitap 1 hayalkırıklığı
“doğrusu fyodor dostoyevsky, zapiski iz podpolya’nın 45. sayfa 3. dizesinde söylenebilecek her şeyi söylemiş dostum ah ah ah ah” diye gevrek gevrek gülerek, okunan kitaplardan rakamsal alıntılar verilen entel ortamlarda yer edinmeye hep özenmişimdir. maalesef her zaman ermeni gelinin kuyuda yaşayan hayaletinden daha fazla hikayenin bilinmediği, konuşulan tek dizenin kış...
Çıplak erkek görmüşlüğümüz var evelallah
Dün gece popçu doğuş’u çırılçıplak halde saksıya hallenirken görünce uykum kaçtı. Sabaha kadar yatağın içinde dört dönüp çiçeğin arkasında kalan pikselleri tahmin etmeye çalıştım. Ah keşke matematiğim iyi olaydı, o zaman saksının çapını alıp doğuş’un dalga boyunu bulabilirdim. Matematik her zaman lazım bişey. 8 yaşında tüm Dünya başkentlerini ezberlemenin, istiklal marşını aşırı...
cunkucok şunu sordu: okuduğum ilk blog seninkiydi. internete gözlerimi seninle açtım gibi bi' şey oldu ama asdfsdfdf hatta yazı da "Kız kısmı kaç koyun eder" di sanırım. Çok etkilenmiştim ama. Öyle paylaşmak istedim :)
1 etiket
meyve hırsızları
tumblr da kendimi huzurlu bir yalnızlık içinde hissediyorum. dışarıda dolaşanların, bahçe sahibinin eğilip bükülmeden, dalları aralamadan içeridekileri göremediği meyve bahçelerine de benziyor biraz. kimseler bizi görmeden kaçmış, gizlice burada buluşmuşuz. ama herkes kendi ağacına tırmanmış sessizce meyvesini yiyor. şimdilik böyle iyimser duygular besliyorum işte.
1 etiket
Ekim 2011
19 gönderi
1 etiket
Ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır...
Ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan. belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü biraz nietzsche, biraz kant kafan karışmış belki parlıamanet’i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı? pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı “kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir” derdi. iyi kitaplar okudum bir boka...
1 etiket
3 etiket
buraya da geldiler?
kast sistemini biliyorsunuz sanırım. hindistan’da ki sınıf ayrımcılığına verilen ad. demokratik toplumları şok edecek kurallarla dolu ama hint halkı tarafından hazmedilmiş (içerde neler oluyor o kadar emin olmamakla birlikte) bir sistem kast. mesela herkes dahil olduğu sistemin belirlediği mesleği seçip, kendi için tayin edilen kişilerle evlenip sınırları çizilen topraklarda yaşıyor. su...